TARİH SINIF MÜCADELERİ TARİHİDİR !

 

SINIFLAR MÜCADELESİNİN BİR PARÇASI OLARAK

1996 ÖLÜM ORUÇLARI

 

İşçi sınıfı mücadelesi ve devrimci hareketin hızlı bir büyüme yaşadığı 90 lı yıllarda sınıf mücadelesinin yükselişini durdurmak için onları öncülerinden mahrum bırakmak gerekiyordu. Burjuvazi iktidarını korumak için sınıf hafızasının gereklerine uygun olarak yükselen devrimci demokrat hareketin önünü kesecek bir planı uygulamaya koydu.

                                    *          *            *

12 Mart 1995 günü akşam saatlerinde İstanbul’da çoğunlukla emekçi Alevilerin, Kürtlerin ve devrimcilerin yaşadığı Gazi Mahallesi'ndeki dört kahvehane ve bir pastane aynı anda kimliği belirsiz kişilerce bir taksiden otomatik silahlarla açılan ateşle tarandı.                   

Saldırılar sonucu  Alevi dedesi Halil Kaya yaşamını yitirirken, beşi ağır yirmi beş kişi yaralandı. Saldırganlar olay yerinden uzaklaştıktan sonra gasp ettikleri taksinin şoförünü öldürerek  taksiyi ateşe verip kaçtılar.

Saldırının hızla duyulmasından sonra halk, Gazi Mahallesi'nde toplandı. Polisin saldırıdan sonra duruma geç müdahale etmesine tepki gösteren kitle polis karakoluna yürüdü. Polis karakola yürüyen halkın üzerine ateş açtı.

Açılan ateş sonucu Mehmet Gündüz adlı bir eylemci yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı.

13 Mart günü saldırıyı protesto etmek için İstanbul'un dört bir yanından gelen yaklaşık 15 bin kişi polis karakoluna tekrar yürüyüşe geçti, çevik kuvvet ve özel timlerle desteklenen polisler tekrar halkın üzerine ateş açınca çatışma başladı. Çatışmalar sonunda on yedi kişi hayatını kaybederken, aralarında gazetecilerin de bulunduğu birçok kişi yaralandı.

Aynı gün İstanbul valiliği Gazi Mahallesi ile iki mahallede (Zübeyde Hanım ile Esentepe) daha sokağa çıkma yasağı ilan etti. Gazi Mahallesi'ne giriş ve çıkışlar polis kontrolüne alındı. 14 Mart günü Cemevi önünde toplanan kitlenin kendi arasından çıkardığı komite 4 maddelik bir istek listesi hazırladı ve istekleri yerine getirilmezse protestoların devam edeceğini belirtti.

Yapılması istenen 4 madde:

1)Cenazelerin verilmesi.

2)Sokağa çıkma yasağının iptal edilmesi.

3)Gözaltındakilerin geri verilmesi.

4)Asker ve polisin bölgeden çekilmesi. şeklindeydi.

 Ancak kitlelerin isyanı Gazi Mahallesi ile de sınırlı kalmayıp, Ümraniye’ye bağlı Mustafa Kemal Mahallesi’ne (1 Mayıs Mahallesi) yayıldı. 14-15 Mart tarihlerinde 5 kişi daha hayatını kaybetti. Yaklaşık bir hafta süren çatışmalarda  toplam 22 kişi yaşamını yitirmiş oldu.

Ancak bu istekler reddedildi ve aynı gün içinde 15 kişi devlet güçlerinin açtığı ateşle öldürüldü. 14 Mart günü, Gazi Mahallesi'nde konan sokağa çıkma yasağına rağmen olayların bir türlü yatıştırılamaması üzerine bölgeye askeri birlikler sevk edildi. Yine aynı gün Gazi Mahallesi'nde yaşanan saldırılara kitlesel bir ayaklanmayla yanıt verilmesi mahalleyle sınırlı kalmadı.  Ankara Kızılay Meydanı'nda Gazi’ye detek için toplanan kitleye polisin saldırmasıyla otuz altı kişi yaralandı.

15 Mart'ta ayaklanma Ümraniye'ye sıçradı. Ümraniye'de yaşanan çatışmada 4 kişi yaşamını yitirdi. Mustafa Kemal Mahallesi'nde  beş kişinin öldürülmesi ve yirmiden fazla kişinin yaralanması üzerine bu bölgede de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 16 Mart'ta dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu olayların yatıştırıldığını söyleyerek bölgedeki sokağa çıkma yasağının kaldırıldığını açıkladı. Gazi ayaklanması 40'a yakın ölü ve yüzlerce yaralıyla bastırıldı.

(Dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu'nun, Emniyet Amiri Necdet Menzir'in, Mehmet Ağar'ın ve İçişleri Bakanı Nahit Menteşe'nin istifaları istendi. Ancak istifa yerine Kozakçıoğlu ve Menzir, bir sonraki dönemde Tansu ÇİLLER’in DYP' sinden milletvekili oldu.)

1995  yılı 12 Mart’ında yaşanan ayaklanmanın rüzgarı 1 Mayıs’a da taşndı. Devrimci yapılar büyük kalabalıklarla güç gösterisi yaptılar. Bu hızlı büyüme 1996 bir Mayıs’ına da taşındı. 96 1 Mayıs’ında Söğütlüçeşme arama noktasında üstünü aratmak istemeyen devrimcilerin üzerine ateş açıldı. İşçi Dursun Odabaş, işçi Hasan Albayrak ve İnfaz Koruma memuru Yalçın Levent öldürülmüştü. Bu haber kısa sürede bütün kortejlere yayıldı ve gün boyu sürecek çatışmalar başladı. Bankalar, oto galerileri, gerici faşist parti binaları tahrip edildi. Tarihe geçecek bir gün oldu.

 AÇLIK GREVLERİ ÖLÜM ORUÇLARI

 Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller'in koalisyon hükümetiyle yönetimde bulundukları 1996 yılında Adalet Bakanı Mehmet Ağar'ın çıkarttığı cezaevleri ile ilgili Mayıs Genelgesi olarak bilinen genelgeyi protesto etmek için açlık grevi başlatıldı. Eskişehir’de yapılan tek kişilik hücre sisteminin ilk örneği olan tabutluk denilen cezaevine nakillerin yapılacağının söylenmesi üzerine devrimci tutsaklar bu saldırıya tepki göstererek açlık grevi kararı aldılar.

Mayıs sonuna kadar ülkedeki yaklaşık 43 cezaevine yayıldı. Toplam 2174 tutsak açlık grevi ve 355 tutsak da ölüm orucuna katıldı.

69 gün süren açlık grevi ve ölüm orçları 27 Temmuz 1996 tarihinde sona erdi. Bir kadın, 11 erkek devrimci tutsak yaşamını yitirdi.

Sermaye devleti açısından İşçi sınıfa yönelik saldırının önemli bir eşiği böylece aşılmış oldu. Sınıfa ve devrimcilere saldırılar aralıksız bu günde devam ediyor.

AKP, iktidarda kaldığı sürece diğerler hükümetler gibi sermayenin saldırılarını icra eden memurlarıdır.

Bütün burjuva partileri sermaye programlarını başarılı bir şekilde uygulamak için göreve gelirler. Onlar gitesede yerine gelecek olanlar aynı programı uygulamak zorundadır. Emeğin değerinin düşmesi ve Sermayenin kar oranlarındaki sürekli artış bize bunu gösterir. Dolar milyarderleri ve açlar, evsizler, tahtervallinin iki ucudur.

 

“Tarih sınıf mücadaleleri tarihidir.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YİTİP GİDEN AKASYA KOKULARI

Yabancılaşmanın ışığında Franz KAFKA' nın DÖNÜŞÜM

AYIŞIĞI SOKAĞI - STEFAN ZWEİG